PISA-Arastirmasi
19.03.2003: Eğitimin öncelikli olmalıdır
Pisa kelimesini duyanlar artık kulesiyle ünlü olan italya kentini değil, Alman eğitim sisteminin sefaletini ortaya koyan uluslararası araştırmayı düşünüyor.
Göçmen kökenli ailelerden gelen çocukların pisa sonuclarının sorumlusu olarak göstermek, bu araştırmanın sonuçlarını basit bir şekilde siyasi bir araç olarak kullanma çabasından başka bir şey değildir. Pisa sonuçları, az gelirli ailelerin çocukları ve özellikle göçmen kökenli öğrencilerin diğer Avrupa ülkelerine oranla en az Almanya’da desteklendiğin ortaya koymuştur. Okul sistemimiz ne demokratik bir hak olan eğitimde fırsat eşitliğini ne de piyasının ve eğitimin ihtiyaç duyduğu kaliteyi karşılayabiliyor. Pisa her şeyden önce okul sistemimizin pedagojik ön şartları yerine getirmediğini açıkca gösteriyor. Öğrenme kapasitesi zayıf olan öğrencileri daha başarılı öğrencilerden mümkün olan en erken sürede ayırıp, homojen gruplara bölmek ve ayrı okullara yerleştirmekle daha çok başarı elde edileceğini düşünmek bir yanılgıdır. Çünkü en çok başarı zayıf öğrencilerin direk teşvik edilerek diğer öğrencilerle birlikte okudukları okullarda alınmaktadır.
Okullarımızda eğitim düzeyinin düşük olmasının haricinde, farklı ekonomik sosyal sınıflara ait ailelerden gelen çocuklara eşit bir eğitim ortamı da sağlamıyor. Bilakis bu farklılıklar okullarda da aynen devam ediyor.. Yani az gelirli bir aileden gelen öğrenci okulda gerekli yardımı bulamıyor. Bir göçmen ailesinde Almanca öğrenmeden büyüyen bir öğrencinin okullarda uyum sağlaması bu yüzden çok güç. Okullarımız yapmaları gereken etkinin tam tersini yapıyor. Fırsat eşitliği sağlamıyorlar ve öğrenciler arasındaki sosyal farklılıkların sabit kalmasına neden oluyorlar.
Bu bağlamda Berlin SPD PDS hükümeti eğitim bütçesinde yapmış olduğu kısıtlamalar ancak sorumsuzluk olarak açıklanabilir. Seçimlerde bütün partiler eğitim konusuna özel bir önem vermişlerdi. Özellikle şu anda yönetimi elinde bulunduran SPD ve PDS eğitimde çocuk yuvasından yüksek okullara kadar hiç bir kısıtlamaya izin vermeyeceklerini söylemişti. SPD’nin seçimlerde kullandığı "Biz gençlerden tasarruf etmeyeceğiz, gençler için tasarruf edeceğiz” sloganı, Koalisyon anlaşmasında yer almış, ve hükümetin ana programlarını açıklayan Büyükşehir belediye Başkanı "Bizim için eğitimin önemli bir yeri var” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Aslında Berlin hükümetinin koalisyon anlaşmaları esnasında eğitimi daha fazla dikkate alması açısından Pisa ile eğitim forumunun sonuçların tam vaktinde açıklanmıştı. Her nekadar koalisyon anlaşmalarındaki maddeler önemli ve doğru ise de pek çok noktada sorunlarını çözümlenmesi açısından yetersizdirler. Çok önemli olark görülen eğitim konusunda, özellikle okul öncesi eğitim hakkında hissedilir bir vurgu bulunmuyor.
Pisa bize okulların sosyal yaşamın ve deneysel öğrenmenin gerçekleştiği mekanlar olması gerektiğini gösterdi. Buda öğretim elemanlarının, motivasyonlu, araştırmaya eğilimli ve esnek olmaları ile mümkündür.
Eğitim politikalarında, "sorun, önlem, çözüm” anlayışı içinde reçeteler gerekmektedir. Ancak ne yazıki böyle reçeteler yok. Bazı iyileştirme tedbirleri hemen uygulamaya sokulabilir. Örneğim sosyal olarak sorunlu olan bölgelerde tam gün eğitimin genişletilmesi, sınıflardaki öğrenci sayılarının azaltılması, çok kültürlü eğitim ve öğretmenlere danışmanlık ve meslek içi eğitim imkanlarının sunulması bunlardan bazıları. Bir göçmen ülkesi olan Almanya’da göçmen çocuklarının günlük hayatları ve tecrübe dünyalarının ders müfredatında ve okul kitaplarında yer alması artık kaçınılmazdır. Bunun için eğitimin sisteminin genel hatları ve müfredat programı tamamen reforme edilmeli ve bunun yanında eğitmenlerle öğretmenler de günümüzün gereksinimlerine göre eğitilmelidirlrer. Anadil eğitiminin teşvikinin yanında Almanca eksikliğini giderilmesine yönelik teşvikler, eksik olan diplomaların alınmasına yönelik tedbirler ve içinde çok sayıda göçmen kökenli öğrenci bulunan okulların altyapılarını iyileştirilmesine yönelik önlemler artık kaçınılmazdır. Çünkü daha fazla iki dilli öğretmenler ve eğitmenlere ihtiyacımız var. Bunlar öncelikli işe alınmalıdırlar.
Gelecekte eğitim sistemimizi iyileştirmek için daha fazla yatırıma ihtiyacımız olacak. Siyaset şimdi önceliklerini tespit ederek çocuklarımızın geleceği için yatırım yapmalıdır. Daha az öneme sahip olan ancak daha kolay olan reformların da yapılması, eğitim reformları için bir engel değildir. Ani ve hızlı çözüm belki olamaz. Ancak adımlar artık doğru yöne atılmalıdır. Çünkü kaybedecek vaktimiz yok ve kaybedebilecek gençlerimiz yok.




