BARACK OBAMA BERLİN’E GELDİ
24.07.2008: RBB Radio MultiKulti
Amerika Birleşik Devletleri ekonomik ve askeri gücü ile bir süper güç. Bu gücü ile nerede ise dünyanın tamamında ülkeleri uyguladığı politikalarla etkileyebilen bir güç. Böyle bir gücün dümenini tutan kısı, yanı Amerikan Birleşik Devletleri Başkanının kim olacağı da doğal olarak çok önemli. Son iki dönem başkanlık koltuğunda oturan George Bush’un tarihe düsülecek sicil kaydında Afganistan ve Irak işgalleri ile yüzbinlerce ölü, yaralı, savaş mağduru var. Guantanamo ve CIA’nin işkence merkezleri var.
Böyle bir 8 yılın ardından Barack Obama insanların karşısına, ‚çhange’ yanı değişim sloganı ile çıktı. Dış görünümündeki, kimliğindeki farklılığı, belki de değişim konusunda onu daha da inandırıcı kılıyor. Yalnızca Amerika’da değil, nerede ise tüm dünyada. Obama, Amerika Birleşik Devletlerinin John F. Kennedy’den bu yana en popüler siyasetçisi, henüz başkan olmamasına hatta resmen başkan adayı olarak açıklanmamasına rağmen. Demokratların siyahi başkan adayı, tartışması haftalar öncesinden başlayan Berlin ziyaretine bügün başladı. Üzerinde ‚değişim’ yazan özel uçağı sabah 09:50’de Tegel havaalanına inen Obama, ilk olarak makamında Başbakan Merkel’i ziyaret etti. Bir tanışma havası içinde geçen bir saatlık buluşmanın ardından Obama Adlon Oteline geçti.
Ancak öğle saatlerinde otelde bulunan sahipsiz bir paket Berlin Polisini alarma geçirdi. Otele giriş-çıkışlar bir süre yasaklandı ve bölge çember altına alındı. Ancak yapılan araştırmada sözkonusu paketin boş olduğu çıktı ortaya. Obama’nın öğleden sonra programında ise Dışişleri Bakanı Steinmeier ile buluşma vardı. Ancak tüm programın en önemli kısmı Obama’nın yaklaşık iki saat sonra Siegessäule önünde yapacağı konuşma. Yaklaşık 100.000 kişinin beklendiği etkinlik için güvenlik önlemleri en üst düzeyde.
Obama, Berlin ziyareti ile Almanya’nin gündeminde. İnternet üzerinden yapılan tartışmalarda, Almanya’da da Obama benzeri, karizmatik, enerjik, inandırıcı bir lider beklentisi dile getiriliyor.
Bir göç ülkesi olan ve bunu da Almanya’nın aksine kabul eden Amerika Birleşik Devletleri’nde siyahi birinin Beyaz Saray’a yerleşebilme olasılığı bile başlı başına bir değişim aslında. Amerika’da 300 yıldan fazla ve çok da güzel anılarla dolu olmayan bir geçmişe sahip Afrika kökenliler başkanlığa ilk kez bu kadar yakın. Bu belki de onyıllardır verilen eşitlik mücadelesinin son halkası. Peki Almanya’daki geçmişleri 50 yıla yaklaşan Türkiye kökenli siyasetçiler için Obama nasıl bir örnek olabilir? Geçtiğimiz günlerde Obama’nin danışmanları ile Kreuzberg’i gezen, onlara Berlin’in bu yönünü gösteren Yeşiller Berlin Parlamentosundan Özcan Mutlu, türklerin Almanya’da benzer bir göreve gelmeleri için 300 yıl beklemeyeceklerini savunuyor: "Barack Obama’nın adaylığı bizim içinde şunu gösteriyor; Artık biz de Türkiyeli göçmenler olarak Avrupa ve Almanya’de sadece yönetilenler değil yönetenler de olmalıyız. Bu açıdan bunun sembolik öneminin fazla olduğunu düşünüyorum. Ve bu konuda umutluyum; 300 yıl geçmeden eğer bir başbabakan olmasa bile bir bakan, müsteşar gibi görevlere gelebilirsek, ne mutlu bize."
Obama’nin konuşma yapacağı yer konusunda yaşanan tartışmaları biz de size yayınlarımızda aktarmıştık. Önce Brandenburg Kapısı önünde yapılması planlanan konuşma, başta Başbakan Merkel olmak üzere, CDU’luların muhalefeti nedeni ile Siegessäule önüne alındı. Özcan Mutlu, ‚’konuşma Brandenburg Kapısı önünde olmalıydı’, diyenlerden: "Sayın Obama’nın Brandenbur Kapısı’nın önünde konuşması daha yerinde olurdu. Çünkü şimdiye kadar gelmiş geçmiş Amerikalı başkanların hepsi orada konuştular. Gerçi senatör Obama henüz Başkan değil ama üç beş ay sonra başkan olacak. O yüzden Almanya’daki siyasetçilerin bunu tartışmasına anlam veremiyorum."
Barack Obama’nın bu ziyaretini Amerikan Siyasetini yakından takip eden, zaman zaman bu ülkeye gidip orada siyasilerle görüşen editörümüz Banu Baturay'la görüştük:
Erkan Türkel- Banu burada yasayan vatandaslari, Yesiller’den Özcan Mutlu’yu birlikte dinledik az önce, sence Obama’nın başkan olması Avrupa’daki siyasi anlayışı değiştirmeye yardımcı olabilir mi? Örneğin Almanya’da yabancı kökenli politikacıların da bu anlamda şansı artar mı?
Banu Baturay- Demokratların başkan Adayı olması öngörülen Obama çok genç bir lider. Dinamik, karizmatik, inandırıcılığı olan şimdiye kadar görülebildiği kadarıyla kitleleri peşinden sürüklemeyi başarıyor. Seçim kampanyasına seçtiği slogan değişime inanabileceğimizi iletiyor. Şu anda gerçekten de sadece ABD’nin değil tüm dünyanın beklentisi bu değişim. ABD tarihinde ilk kez bir siyahi başkan olacak eğer Obama kasımdaki başkanlık seçimlerini kazanırsa. Bu milyonlarca Amerikalının dahi kısa bir süre öncesine kadar hayal edemeyeceği bir olay. Bunun etkileri ABD ile sınırlı kalmayacaktır ve daha sonra Obama’nın izleyeceği dış politika doğrultusunda da esecek rüzgarlar mutlaka diğer demokratik ülkeleri de etkileyecektir. Böyle bir değişimin Almanya’da da bir zihniyet değişimine yardımcı olacağını umuyorum, bekliyorum. Orta vadede olmasa da uzun vadede gelen yeni kuşaklar daha açık, daha küresel düşünme olgunluğuna erişeceklerdir. Amerika bu konuda öncü olma rolünü sürdürecektir.
Erkan Türkel- Barack Obama’nın Berlin’i ziyareti son birkaç haftadır gündemin ana maddelerinden biriydi. Yapacağı konuşmanın nerede olacağıyla ilgili tartışmalarla birlikte medya ve kamuoyunun da en çok ilgi duyduğu, odaklandığı konu oldu. Beklenen ana, yani Obama’nın konuşmasına artık sayılı dakikalar kaldı. Obama neden Berlin’i seçti bu bir haftalık Ortadoğu ve Avrupa gezisinde?
Banu Baturay- Obama’nın bu gezisinde Londra ve Paris’e kısa ziyaretlerde bulunacağı ve dolayısıyla bu kentlerin biraz durumdan alındığı yönünde haberler okuyoruz medyada. Her ne kadar Fransa şu anda AB Dönem Başkanlığı sıfatına sahip, diğer tarafta Brüksel AB’nin başkenti olmasına rağmen Obama’nın tüm gezisi sırasında yapacağı tek konuşma için Berlin’i seçmesi çok doğal. Daha uygun bir kent olamaz diye düşünüyorum. Berlin yakın tarihte dönüm noktalarının merkeziydi. Soğuk savaş döneminin başlangıç ve bitiş noktası oldu. Berlin bugün hala Avrupa’da doğu ile batının birleştiği yer konumunda. Avrupa’nın ortasında, çekirdeğini oluşturuyor. Kendisi gibi genç demokrat başkan JFKenndey’nin Berlin’de yaptığı konuşma tarihe geçti. Ardından Reagan Brandenburg Kapısı önünde dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Başkanı Gorbatçov’a bu duvarı yıkın diye seslendi. Clinton başkanlık döneminde yine Berlin’e gelerek buradan herşeyin mümkün olduğunu ve bizi hiçbirşeyin durduramayacağını söyledi. Bu kentin sembolik açıdan anlamı diğer Avrupa başkentlerinden çok daha fazla ve buradan iletilecek mesaj da çok daha güçlü olacaktır. Bu nedenle berlin’i seçmiş olması, seçim kampanyasındaki bir başkan adayı için son derece stratejik bir yaklaşım.
Erkan Türkel- Obama’nın günlerdir heyecanla beklenen konuşması bu akşam saat 19:00’da Zafer Anıtı’nın önünde gerçekleşecek. Obama’nın bu konuşmasında hangi konulara değinmesi, nasıl mesajlar vermesi bekleniyor?
Banu Baturay- Öncelikle Obama’nın bir seçim kampanyası yürüttüğünü ve bu sırada bu geziye çıktığını unutmadan, bu çerçevede yapacağı konuşmanın da içeriğini tahmin etmeye çalışmak lazım. Obama Cumhuriyetçi rakipleri tarafından tecrübesiz olmakla eleştiriliyor. Özellikle dış politikada. Henüz 46 yaşnda ve yeterince tecrübesi yok deniyor. Bu dış gezisi de hem tecrübe kazanmak ve hem de Amerikan halkına bunu başarabileceğini göstermek hadefinde. Şimdiye kadar da oldukça başarılı bir tablo sergiledi. Gittiği her ülkede sanki bir başkan gibi ağırlandı, görüşmelerde bulundu ve bu görüntüler yanında birlikte götürdüğü 40 kişilik Amerikalı gazeteci grubu tarafından gün gün hatta saat saat ABD’ye iletildi, iletiliyor. Tabi doruk noktası bu akşamki konuşma ve bu geziden geriye olumlu yada olumsuz kalacak izlenim olacak. Obama ve seçim kampanyası ekibi mutlaka bunun bilincideler. Konuşmasında dengeyi bulması çok önemli. Hem Avrupa’lıları ki bu akşam Berlinlileri heyecanlandırması gerekiyor hem de diğer taraftan ülkesinde olduğundan daha popüler bir hale gelmesini önlemesi lazım. Hale hazırda bir başkan adayından çok bir pop star gibi kendisine hazırlık yapılıyor, günlerdir hakkında yazılıp, konuşuluyor. Obama-Mania’dan bahsediliyor. Avrupa’da popüler olması ABD halkı için olumlu bir mesaj, çünkü Irak savaşıyla ve Bush hükümeti ile ne kadar itibar kaybettiklerinin farkındalar. Bush’a eleştirenlerin sayısı sevenlerinden çok daha fazla, bu artık biliniyor. Bu nedenle Obama ABD’de olduğu gibi rakibi McCain’e yada Bush’a buradan saldırmayacaktır. Bu geziye çıkmadan önce Irak’taki duruma, Afganistan’a, silahsızlanmaya ilişkin yeni düşünceleri olduğunu belirtmişti. Bunların ayrıntılarına gireceğini sanırıyorum, yeni düşüncelerinin dünyayı nereye götüreceğine, nasıl bir politik çizgi izleyeceğine değinecektir. Bu noktada Avrupa’dan beklentileri var. Nato üyesi ülkelerden daha fazla angajman talep edecek. Böylece transatlantik ilişkilere vurgu yapacaktır. AB’nin dünya barışındaki rolü ve ödevlerini kendi beklentileri doğrultusunda hatırlatacak ve tabi Almanya’ya bu anlamda yine büyük paye vermiş oluyor. Berlin’i seçmekle hem Başbakan Merkel, hem de Dışişleri Bakanı Steinmeier ile buluşmakla İngiltere ve Fransa’dan üstün tuttuğunu göstermiş oluyor. Almanya AB’nin lokomotifi, ABD ile ikinci dünya savaşından bu yana gelişen özel ilişkisi var. Bu ilişkiler Irak savaşı ile gergin dönemler geçirdi. Hala da onun öncesindeki sıcak, samimi düzeye ulaştığı söylenemez. Obama’nın konuşmasında Almanya’yı mutlaka farklı bir yere koymasını bekliyorum.
Erkan Türkel, 24 Temmuz 2008
www.multikulti.de/aktuelles/tuerkisch/eski_guenuen/barack_obama_berl.html




