Mutlu'dan Zapsu'ya cevap
Yeşiller Beriln Eyalet Milletvekili Özcan Mutlu, Cüneyt Zapsu'nun Alman siyasetçilere yazmış olduğu mektuba cevap verdi.
Sayın Cüneyt Zapsu,
Hürriyet gazetesinin 17 Şubat tarihli Avrupa baskısında, Alman siyasetçilerine yazmış olduğunuz "Berlin´e sert mektup' başlıklı haberde şahsıma yönelik bazı ithamlarda bulunduğunuz için, aynı yoldan cevap vermek durumundayım. Tecrübeli bir danışman olarak şahsımla iligli düşüncelerinizi medya ile paylaşmak yerine önceden benimle paylaşsaydınız, daha isbaetli olurdu diye düşünüyorum.
Almanca diline hakim biri olarak Sayın Erdoğan´ın Almanya ziyaretiyle ilgili Alman medyasındaki gelişmeleri takip etmenizi doğal karşılıyorum. Sayın Erdoğan´ın Almanya ziyareti bazı kesimlerce çok abartıldığı doğrudur. Özellikle sizlere daha yakın olan Birlik partileri CDU ve CSU Milletvekillerinin bu ziyaret ile hiç alakası olmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyetinin AB müzakerelerini askıya alınması yönündeki söylemleri tamamen mantık dışı. Mektubuzda bu şahıslarla ilgili tespitlerinize bir itirazım yok.
Ben mektubunuzun sadece şahsımla ilgili bölümüne cevap vermek istiyorum. Söz konusu mektup´ta yazdıklarınızın kaynağı "Süddeutsche Zeitung' isimli gazetedeki 11 Şubat tarihli söyleyişim olsa gerek. Öncellikle şunu bilmenizde yarar var: o söyleşi sayın Erdoğan´ın Köln-Arena´da yapmış olduğu konuşmadan sonra ve bu konuşmaya ilişkin yapılmıştır. Yani söylediklerim sadece sayın Erdoğan´ın Köln´deki konuşmasıyla ilgiliydi ve Ludwigshafen veya Berlin´deki görüşmelere hiç alakası yoktu.
Sayın Erdoğan´ın Ludwighafen´deki yangında hayatını kaybeden vatandaşlarına sahip çıkması, Türk toplumunu ve Türk medyasını sükunete davet edip, sağduyulu olmalarına yönelik yapmış olduğu çağrı, şahsım dahil, tüm Alman medyası ve toplumu tarafından takdirle karşılandı. Keşke Federal Almanya Şansölyesi Sayın Angela Merkel de Ludwigshafen´de Başbakan Erdoğan ile birlikte Türk toplumunun acılarını paylaşıp yakınlarını kaybeden insanlara sahip çıkma cesareti gösterseydi.
Dönelim "Süddeutsche Zeitung' gazetesindeki söyleşiye. Gazeteci Phlipp Grasmann Sayın Erdoğan´ın Köln´de yaptığı konuşmasını ve özellikle asimilasyon ile ilgili sözlerini değerlendirmemi istedi. Ben soru üzerine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının Federal Almanya´nın içişlerine bu şekilde karışmasının uygun olmadığını belirttim. Bunda yadırganacak bir durum yok.
Gelelim Kürtçe dersleri konusuna. Evet Türkiye´de son yıllarda Kürtlere yönelik, Güneydoğu bölgesine yönelik, daha önceki yıllarda insanların özlem duydukları ciddi açılımlar söz konusu. Kürtçe yayınlar ve özel Kürtçe kursları bu açıdan çok önemli. Bu açılımlar ve gelişmeler inkar edelimez. AK-Partisinin Güneydoğu´daki seçim sonuçları da bu bağlamda değerledirilmeli ve hiç küçümsenecek değil.
Almanya´da eğitim politikalarından sorumlu tek Türkiye kökenli Milletvekili ve partimin eğitim sözcüsü olarak yıllardan beri eğitimde eşit hakların sağlanması ve daima Türkçe anadil dersi verilmesi için mücadele ettim. Ayrıca Almanya´nın ilk ve tek Türkçe-Almanca eğitim veren Avrupa okulunun kurucularındanım. On yıldan beridir Berlin´de eğitim veren bu devlet okulunda Türk ve Alman çocukları çok başarılı şekilde Türkçe ve Almaca öğrenmekteler.
Anadil derslerinin önemine ve gerekliligine inanan bir kişi olarak, sacede Türkçe ders veren okullar uyum´u zorlaştırıcagına inanıyorum. Bu yüzden Sayın Erdoğan´ın sade Türkçe ders veren okulların açılması önerisini eleştirdim. Ayrıca Almanya´da Türkçe anadil dersleri talep ederken Türkiye´de aynı hakkı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürtlere de kürtçe anadil dersi olarak resmi devlet okullarında vermemek bir çelişki değil midir? Benim eleştirim tamamen bu çelişkilere yönelikti.
Ayrıca bilmeniz istediğim bir konu daha var. Ideolojik olarak AK-Parti´den her ne kadar uzak olsam bile, 2002 yılında AK-Parti´nin seçim başarısının Türkiye´nin demokratikleşmesi için büyük bir şans olabilecegi diye açıklama yapma cesaretini gösteren ender Türk-Alman siyasetçilerindenim: (www.mutlu.de/tuerkisch/batuerkce/11489.html )
AK-Partinin son 6 yıl içindeki çalışmaları hem artılar, hem eksiler içermekte. Fakat Türkiye´deki aktüel tartışmalar ve gerginlikler uzakta olan bizleri bile tedirgin etmekte oldubilmenizi istiyorum. Ben şahsen 2002 yılında yapmış olduğum açıklamam ile yanılmak istemem.
Umarım, bu satırlarımla şahsımla ilgili yanlış algılamaları az da olsa aydınlatmış oldum. Umarım, siyasi arenanın tecrübeli bir aktörü olarak, gelecekte medya üzerinden bu tür karşılıklı mektuplaşmaya gerek duymazsınız.
Saygılarımla
Özcan Mutlu Birlik 90 / Yeşiller Berlin Eyalet Milletvekili Eğitim ve Avrupa Birliği politikaları sözcüsü
www.hurriyet.de/haberler/arsiv-haberler/138076/mutludan-zapsuya-cevap




