Kibris'tan kim söz ediyor
08.06.2007: Zeynel Lüle / Referans Gazetesi
Bu aralar Türkiye'de Kıbrıs'ın "esamesi" okunmuyor. Ya da sadece denizi, güneşi ve de "Casinoları" ile ünlü ülke olarak söz ediliyor. "Kıbrıs sorunu mu, o da nedir?" deniyor. Çünkü Türkiye seçim atmosferine girdi. Tamamen iç siyasete dönük faaliyetler Kıbrıs'ı unutturdu. Bir de "Biz elimizden geleni yaptık, şimdi sıra Avrupa Birliĝi'de (AB)" tavrı hakim oldu.
Ne garip ki, hafta başı Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'in Ankara'da "Kuzey Kıbrıs'tan doĝrudan ticaretin başlamasını maalesef saĝlayamadık. Üzgünüz. Konuyu bizden sonraki AB Dönem Başkanı Portekiz'e devrediyoruz ve başarılar diliyoruz" sözü, tüm basında sadece cümle içinde geçti. Üzerinde bile durulmadı. Haber bile olmadı. Halbuki Kıbrıs Türkleri Almanya'dan çok umutluydu. Almanya ocak ayında bir hışımla doĝrudan ticareti başlatarak dönem başkanlıĝını "taçlandırmak" istedi. Bunun için gayret gösterdi. Ama Rumların Yunanistan destekli, katı ret tavrına takıldı. AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklerden yana tavır alması bile, Almanya'nın elini rahatlatamadı. 27 ülkenin tamamının onayını alan bir formül bulmak istedi ve gayet tabi bu sonunda mümkün olamadı. AB bir kez daha sınıfta kaldı. 26 nisan 2004'te "karara baĝladıĝı" ve de 11 Ocak 2007 tarihinde teyit ettiĝi "taahhüdünü" yerine getiremedi. KKTC üzerindeki izolasyonların kalkması ise "bir başka bahara" kaldı. Üstelik perde arkasında, AB'nin iki kurumu arasında da bir kavga yaşandı.
AB kurumlarının kavgası AB'nin "yürütme" organı olan AB Komisyonu, Rum ve Yunan engelini aşmak için "Doĝrudan Ticaret Tüzüĝünün" oy birliĝi ile deĝil, "oy çokluĝu" ile kabul edilmesini istedi. Komisyon, doĝrudan ticaret konusunda AB'nin 3. ülkelerle ticaretini düzenleyen 133. maddenin temel alınmasını istedi. Bu da, kabul için "nitelikli çoĝunluĝun" yeterli olması anlamına geliyordu. Komisyon'un Hukuk Servisi de, bu önerinin tamamen "yasal" olduĝu görüşünü dile getirdi. Rumlar ise, Kıbrıs'ın Kuzeyde kalan topraklarının "AB topraĝı" olduĝunu belirterek, 10. Protokol'e atıfta bulunulmasını istedi ve alınacak kararın "oy birliĝi" gerektirdiĝini ileri sürdü. AB hükümetlerini oluşturan AB Konseyi'nin hukuk bürosu da bu tezi destekledi. Almanya ise, tüm ülkelerin onayının alınmasının daha doĝru olacaĝını belirtti ve de iş bir kez daha sarpa sardı.
Avrupalı Türk sahip çıkıyor AB'den hayır yok, Türkiye ise kendisiyle meşgul. Ne olacak bu KKTC'nin hali?Işte bu aşamada görüyorum ki, Avrupalı Türk siyasetçiler "yavru vatana" sahip çıkıyor. Mart ayı sonunda, eski Avrupa Parlamentosu üyesi Ozan Ceyhun'un katkılarıyla KKTC'ye bir "çıkarma" yapan Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki parlamentolarına seçilmiş olan Türk kökenli siyasetçiler, teker teker KKTC'ye destek veriyor ve bulundukları ülkeyi bu konuda daha duyarlı hale getiriyor.
Berlin Parlamentosu'nun Yeşil milletvekili Özcan Mutlu, KKTC Meclis Başkanı Fatma Ekenoĝlu'nu Berlin'e davet ederek, tüm kurumlarla görüşmesini saĝladı. Almanya'nın Federal Parlamentosu'nun iki hafta önce aldıĝı "KKTC'ye yönelik izolasyonlar kaldırılsın" kararının arkasında, yine Türk kökenli parlamenterler var. SPD'li Lale Akgün bizzat konuyla ilgili basın toplantısında partisini temsil etti.
Bu arada, Belçika Senatörü Fatma Pehlivan da, izolasyonun sadece ticari deĝil, aynı zamanda eĝitim, kültür, spor faaliyetleri vs. olduĝunu düşünerek KKTC'deki Doĝu Akdeniz Üniversitesi ile Gent Üniversitesi arasında "işbirliĝi anlaşması" imzalanmasını saĝladı. Ve arkası geliyor. Şu aşamada artık KKTC'ye Avrupalı Türkler sahip çıkıyor.
www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=70177&ForArsiv=1




